---
title: "Kaynak Kod Sahipliği: Kodun Kimde Durduğu mu, Kime Ait Olduğu mu?"
description: "Kaynak kod sahipliği, kodun şirket depolarında durmasıyla değil, her katkı kaynağının — çalışan, yüklenici, ajans, devralınan ekip, açık kaynak bileşen — yazılı ve imzalı bir hak devrine bağlanmasıyla kurulur. Zincir eksikse etki başlık fiyatına değil, özel tazminat, escrow oranı, kapanış öncesi koşullar ve işlem takvimi üzerinden yansır."
url: https://www.beirek.com/tr/blog/source-code-ownership-due-diligence
canonical: https://www.beirek.com/tr/blog/source-code-ownership-due-diligence
published: 2026-07-04
modified: 2026-07-04
category: "Fikri Mülkiyet"
category_url: https://www.beirek.com/tr/blog/category/intellectual-property
language: tr-TR
reading_time_minutes: 9
publisher: BEIREK LLC
publisher_url: https://www.beirek.com
license: "© BEIREK LLC — citation with attribution and link permitted"
keywords: ["kaynak kod sahipliği","fikri mülkiyet due diligence","hak zinciri","work made for hire","açık kaynak lisans uyumu","yatırım hazırlığı","değerleme iskontosu","kurucu bağımlılığı"]
topics: ["Yazılım varlıklarında fikri mülkiyet incelemesi","Hak zinciri kaydı ve devir belgeleri","Yatırım hazırlığı ve değerleme mekaniği"]
alternate_language_url: https://www.beirek.com/en/blog/source-code-ownership-due-diligence
---

# Kaynak Kod Sahipliği: Kodun Kimde Durduğu mu, Kime Ait Olduğu mu?

> **Kısaca:** Kaynak kod sahipliği, kodun şirket depolarında durmasıyla değil, her katkı kaynağının — çalışan, yüklenici, ajans, devralınan ekip, açık kaynak bileşen — yazılı ve imzalı bir hak devrine bağlanmasıyla kurulur. Zincir eksikse etki başlık fiyatına değil, özel tazminat, escrow oranı, kapanış öncesi koşullar ve işlem takvimi üzerinden yansır.

*Yazılım varlıklarında sahiplik, kodun nerede tutulduğuyla değil, her katkı kaynağının yazılı bir hak devrine bağlanmasıyla kurulur. Zincirin eksik kaldığı yerlerde etki başlık çarpanında değil, özel tazminat maddelerinde, escrow oranında ve kapanış öncesi koşul listesinde görünür; ve bu kalemler pazarlık gücünü sessizce yeniden dağıtır.*

---

Bir yatırım incelemesinde yazılım varlığına ilişkin ilk oturum, çoğu zaman teknik bir gösterimle başlar; ürün ekibi mimariyi anlatır, depo geçmişi ekrana yansıtılır, ve incelemeyi yürüten taraf konuşmayı dinlerken katkı listesine bakar. Bu listede tipik olarak, şirketin bordrosunda hiç görünmemiş e-posta adresleri, faaliyeti sona ermiş bir ajansın alan adı, ya da kurucunun şirket kurulmadan önceki kişisel hesabı yer alır. Sorunun kendisi bu değildir; bir yazılımın böyle katmanlanarak büyümesi olağandır ve erken aşama için verimli bir çalışma biçimidir. Sorun, aynı isimlerin sözleşme klasöründe karşılığının bulunmamasıdır, ve bu boşluk çoğu şirkette inceleme masasına oturulana kadar bir kez bile sorulmamış bir sorudur.

İkinci gözlem, soru sorulduğunda verilen cevabın biçimidir. Kaynak kodun kime ait olduğu sorulduğunda alınan yanıt genellikle kodun nerede durduğunu tarif eder: kendi depolarımızda, kendi bulut hesabımızda, dışarıya kopyalanamayacak bir ortamda. Bulundurma ile sahiplik arasındaki bu kayma masum değildir; bir varlığın dijital kontrolü ile o varlık üzerindeki devredilebilir hakkın kime ait olduğu birbirinden bağımsız iki sorudur, ve işlem masasında yalnız ikincisi fiyatlanabilir bir cevap üretir. Mevcudiyet boyutunun testi de tam buradadır: kaynak kod sahipliği şirket içinde sözlü bir kabul olarak mı, yoksa hak zincirini kaynak kaynak gösteren tanımlı bir yapı olarak mı duruyor.

Mekanizma, çoğu hukuk düzeninde eser sahipliğinin kural olarak eseri meydana getiren gerçek kişide doğmasıyla başlar; mali hakların şirkete geçişi ise kendiliğinden değil, sözleşmesel bir devir işlemiyle gerçekleşir. ABD uygulamasında bağımsız yüklenici eliyle üretilen eserin work made for hire kapsamına girmesi sayılı kategorilerle sınırlı olduğundan, yazılı ve imzalı bir devir metni olmadan hakkın şirkete geçtiğini varsaymak incelemede genellikle kabul görmeyen bir varsayımdır; Türk hukukunda ise mali hak devrinin yazılı şekle ve devredilen hakların ayrı ayrı gösterilmesine bağlanmış olması, genel ifadeli tek bir çalışan sözleşmesi maddesini tek başına yeterli olmaktan çıkarabilir. Bu boşluğun kaynağı hukuki bilgisizlik değildir; erken aşamada mühendislik saatinin marjinal getirisi hukuk saatinin marjinal getirisinden yüksek olduğu sürece devir belgelerini ertelemek rasyonel bir tercihtir. Sorun tercihin kendisinde değil, koşul değiştiğinde — şirket satılabilir ya da yatırım alabilir bir varlığa dönüştüğünde — tercihin sabit kalmasındadır.

Dokümantasyon boyutu, belgenin varlığı ile belgenin güncelliği arasındaki farkta ayrışır. Kuruluş yılında imzalanmış bir devir metni, sonraki yıllarda gelen ajansların, stajyerlerin, yurt dışı taşeronların ve devralınmış küçük ekiplerin ürettiği kodu kapsamaz; unvan değişikliği, faaliyetin yeni bir tüzel kişiye taşınması ya da grup içinde kodun başka bir şirkete aktarılması gibi işlemler zinciri sessizce koparabilir. Erişilebilirlik ayrı bir eşiktir: belgenin bir yerde olduğu bilinen fakat nerede olduğu bilinmeyen hâli, inceleme takvimi açısından belgenin hiç olmamasıyla pratik olarak aynı sonucu üretir. Bu nedenle olgun bir yapıda aranan şey imzalı bir dosya yığını değil, her katkı kaynağını karşılık gelen belgeye bağlayan ve kod tabanıyla birlikte güncellenen bir hak zinciri kaydıdır.

Bu boşluğun değerlemeye yansıması, çoğu zaman başlık çarpanı üzerinden değil, işlem yapısının kenar kalemleri üzerinden olur. Bir yazılım varlığında alıcının satın aldığı şey ürünün kendisi değil, ürünü üretme, değiştirme ve üçüncü kişilere karşı savunma hakkıdır; bu hakkın zinciri eksikse satıcı tarafına özel tazminat maddesi yazılır, escrow oranı yükseltilir, ve bedelin bir kısmı kapanış sonrasına ertelenerek zincirin tamamlanması bir ödeme koşuluna bağlanır. Temsil ve tekeffül sigortası kullanılan işlemlerde, incelemede tespit edilmiş bilinen bir fikri mülkiyet bulgusunun poliçe kapsamı dışında bırakılması olağan bir uygulamadır; bu durumda risk sigortacıya dağılmaz, doğrudan satıcının bilançosuna geri döner.

İkinci kanal takvimdir. Katkı sağlayanların bir bölümüne yeniden ulaşılıp geriye dönük devir imzası alınması gereken durumlarda, kapanış öncesi koşul listesi haftalarca uzayabilir, ve bu gecikmenin pazarlık gücü üzerindeki etkisi çoğu zaman tazminat maddelerinden daha belirleyici olur; zira zamanla birlikte alternatif işlem seçenekleri, finansman taahhüt süreleri ve piyasa koşulları da değişir. Üçüncü kanal açık kaynak bileşen uyumudur: türev eserde aynı lisansı zorunlu kılan copyleft nitelikli bir bileşenin ürünün dağıtılan kısmına gömülmüş olması, o bölümün yeniden yazılmasını ya da müşterilere verilmiş fikri mülkiyet tazminat taahhütlerinin yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir. Bu üç kanal birlikte çalıştığında, teknik olarak sağlam bir ürün, işlem masasında yapısal olarak kırılgan bir varlık hâline gelebilir.

Kaynak kod sahipliğinin ölçülebilir bir alan olduğu ilk bakışta açık değildir, oysa inceleme tarafının baktığı göstergeler oldukça somuttur: depoya katkı yapmış kişilerin ne kadarlık bölümünün imzalı devir kapsamında olduğu, üçüncü taraf bileşen envanterinin en son ne zaman tazelendiği, lisans taramasının sürüm çıkışına bağlı olarak mı yoksa yılda bir kez elle mi çalıştırıldığı, ve kritik modüllerde tek katkıcıya bağlı kod oranı. Bu göstergelerin hiçbiri finansal tabloya girmez, fakat hepsi aynı soruya cevap üretir: şirket kendi kod tabanı hakkında, dışarıdan bir incelemenin üreteceğinden daha fazla bilgiye sahip mi. Cevabın olumsuz olduğu durumlarda inceleme süresi, danışman maliyeti ve bulgu sayısı öngörülebilir biçimde artar, ve artan bulgu sayısı işlem boyunca satıcı tarafının açıklama yüküne dönüşür.

Sahiplik boyutu, bu alanın neden bu kadar sık boş kaldığını açıklar. Kaynak kod sahipliği mühendislik ile hukuk arasındaki sınırda durur; hukuk tarafı depoyu görmez, mühendislik tarafı sözleşme klasörünü açmaz, ve iki taraf da diğerinin bu işi yaptığını makul biçimde varsayar. Kurumsal olarak tanımlanmış hâlinde şu üç yetki ayrı ayrı adreslenir: yeni bir dış katkıcı devreye alınırken devir metnini imza döngüsüne sokma yetkisi, yeni bir üçüncü taraf bileşen eklenirken lisans uygunluğuna karar verme yetkisi, ve hak zinciri kaydını dönemsel olarak doğrulama sorumluluğu. Bu üç yetkinin tek bir kişide toplanması gerekmez; tanımsız kalması ise uygulama boyutunun neden yazılı politikaya rağmen zayıf çıktığını büyük ölçüde açıklar.

Süreklilik boyutunda aranan şey, kod tabanının kuruculardan bağımsız biçimde yönetilebilir olmasıdır, ve bu çoğu zaman hukuki değil operasyonel bir kırılganlık olarak görünür. Depoların kurucunun kişisel hesabı altında durması, alan adı ve sertifika yenilemelerinin tek bir kişisel e-postaya bağlı olması, üretim ortamına dağıtım anahtarlarının yalnız bir kişide bulunması ya da derlemenin belgelenmemiş yerel bir ortam ayarına bağımlı olması tek başına hak sorunu üretmez, fakat hakkın kullanılabilirliğini ortadan kaldırır. İnceleme tarafı için pratik karşılık nettir: hakkı devraldığı hâlde ürünü kuruculardan bağımsız olarak derleyip yayımlayamayacak bir alıcı, satın aldığı şeyin tamamına sahip değildir. Kurucu bağımlılığının değerleme iskontosuna dönüştüğü en somut yüzeylerden biri budur, ve genellikle earn-out süresinin uzatılması yoluyla fiyatlanır.

Bu alanın kurumsal olarak kurulması, tek seferlik bir hukuki temizlikten çok, dört bileşenin birlikte işletilmesini gerektirir: (a) her katkı kaynağını — çalışan, yüklenici, ajans, devralınan ekip, açık kaynak bileşen — karşılık gelen hak belgesine bağlayan ve kod tabanıyla birlikte güncellenen bir hak zinciri kaydı; (b) yeni bir katkıcının depoya erişim almasını imzalı devir metnine bağlayan bir giriş kapısı, yani sürecin hatırlamaya değil erişim yönetimine gömülmesi; (c) sürüm çıkışına bağlı olarak çalışan bir bileşen envanteri ile lisans taraması; (d) depo, alan adı, imzalama sertifikası ve dağıtım anahtarlarının kurumsal kimlikler altında tutulduğunu gösteren bir erişim matrisi. Bu bileşenlerin ortak özelliği, bireysel özene değil iş akışının kendisine yerleşmiş olmalarıdır; kişisel disipline bağlanan her kontrol, ekip büyüdükçe öngörülebilir biçimde aşınır.

BEIREK bu alana girdiğinde ilk kurduğu şey bir politika metni değil, kaydın kendisidir: kod tabanının katkı kaynaklarına göre ayrıştırıldığı, her kaynağın karşısına hangi belgenin hangi tarihle durduğunun yazıldığı, boş kalan hücrelerin ise kapanış öncesi koşul adayı olarak işaretlendiği bir hak zinciri tablosu. İkinci adım, bu tablonun bir kereye mahsus çekilmiş bir fotoğraf olmaktan çıkarılmasıdır; erişim verme, sürüm çıkarma ve tedarikçi devreye alma süreçlerine bağlanan kontrol noktaları, tablonun kod tabanıyla birlikte yaşlanmasını engeller. Üçüncü adımda sahiplik, mühendislik ile hukuk arasında paylaştırılmış üç ayrı yetki olarak yazılı hâle getirilir ve dönemsel bir doğrulama ritmine bağlanır; böylece inceleme tarafının soracağı soru, şirketin kendisine zaten düzenli olarak sorduğu bir soruya dönüşür, ve cevap veri odasında üretilmek yerine hazır bulunur.

Kaynak kod sahipliği, teknik bir mesele gibi görünmekle birlikte, bir şirketin ürettiği değerin kuruculardan ayrılabilir olup olmadığını en açık gösteren alanlardan biridir; kodun kim tarafından yazıldığı bilgisi kurumsal hafızada kendiliğinden durur, kodun kime ait olduğu bilgisi ise yalnızca belgelendiği ölçüde vardır. İnceleme masasında fiyatlanan şey ekibin yeteneği ya da ürünün olgunluğu değil, bu iki bilginin birbiriyle örtüştüğünün gösterilebilmesidir. Bir yazılım varlığının değeri tartışıldığında asıl soru, kodun ne yaptığı değil, şirketin o kod üzerindeki hakkını bugün itibarıyla kaç imza ile ve ne kadar sürede kanıtlayabildiğidir.

## Ana Noktalar

- Kodun kontrol altında bulundurulması ile üzerindeki devredilebilir hakkın şirkete ait olması birbirinden bağımsız iki sorudur; inceleme masasında yalnız ikincisi fiyatlanır.
- Mali hakların şirkete geçişi kendiliğinden gerçekleşmez; yazılı devir metni bulunmayan katkı kaynakları incelemede tipik olarak doğrulanmamış kabul edilir.
- Hak zincirindeki boşluk çoğunlukla değerleme çarpanına değil, özel tazminat maddesine, yükseltilmiş escrow oranına ve uzayan kapanış takvimine dönüşür.
- Açık kaynak bileşen envanterinin ve lisans taramasının sürüm çıkışına bağlanmadığı yapılarda, ürünün dağıtılan kısmı sonradan yeniden yazılmayı gerektirebilir.
- Depoların, alan adlarının ve dağıtım anahtarlarının kişisel hesaplarda durması hukuki sahipliği bozmaz fakat sahipliği kullanılamaz kılar ve kurucu bağımlılığı olarak fiyatlanır.

## Sorular

### Şirket için yazılan yazılımın mülkiyeti otomatik olarak şirkete mi geçer?

Geçtiği varsayılamaz. Çoğu hukuk düzeninde eser sahipliği kodu yazan gerçek kişide doğar ve mali hakların şirkete aktarılması yazılı bir devir işlemine bağlıdır. Bağımsız yüklenici, ajans ve serbest çalışan katkılarında bu belge yoksa hak zinciri eksik kabul edilir; Türk hukukunda ayrıca devredilen hakların ayrı ayrı gösterilmesi arandığından, genel ifadeli tek bir sözleşme maddesi tek başına yeterli görülmeyebilir.

### Kaynak kod sahipliği bir due diligence sürecinde nasıl kanıtlanır?

Kanıt, kodun nerede tutulduğu değil, katkı kaynaklarının belgeye bağlanmasıdır. İnceleme tarafı tipik olarak depo katkı listesini, çalışan ve yüklenici sözleşmelerindeki devir maddelerini, devralınmış ekiplere ilişkin işlem belgelerini ve üçüncü taraf bileşen envanterini birlikte okur. Her katkı kaynağını karşılık gelen belgeye bağlayan güncel bir hak zinciri kaydı, sürecin süresini ve üretilen bulgu sayısını belirgin biçimde azaltır.

### Açık kaynak kütüphane kullanmak şirket değerlemesini düşürür mü?

Kullanımın kendisi değil, kontrolsüz kullanımı düşürür. Belirleyici olan, bileşen envanterinin güncel tutulup tutulmadığı ve lisans taramasının sürüm çıkışına bağlı çalışıp çalışmadığıdır. Türev eserde aynı lisansı zorunlu kılan bir bileşen ürünün dağıtılan kısmına gömülmüşse, ilgili bölümün yeniden yazılması ya da müşterilere verilmiş fikri mülkiyet taahhütlerinin yeniden değerlendirilmesi gündeme gelebilir; bu da tazminat maddelerine ve kapanış takvimine yansır.

### Kod deposunun kurucunun kişisel hesabında olması neden risk sayılır?

Hukuki sahipliği doğrudan bozmasa da sahipliğin kullanılabilirliğini ortadan kaldırdığı için risk sayılır. Depoların, alan adlarının, imzalama sertifikalarının ve dağıtım anahtarlarının kişisel kimliklere bağlı olduğu yapılarda, hakkı devralan taraf ürünü kuruculardan bağımsız olarak derleyip yayımlayamaz. Bu, süreklilik boyutunda kurucu bağımlılığı olarak okunur ve genellikle uzatılmış earn-out, geçiş hizmet sözleşmesi veya kapanış öncesi koşul biçiminde fiyatlanır.

---

Kaynak: https://www.beirek.com/tr/blog/source-code-ownership-due-diligence
Yayımlayan: BEIREK LLC — https://www.beirek.com
